25 Ekim 2011 Salı

Neşe Akbaş

savaş açtığı; o bilinmeyen, unutulan, görünmeyen, o en korkunç düşman..uyanıklığından uyanamayan, göremeyen, bırakamayan, akamayan uyku.. gördüğü anda yokolacak olan ve aslında olmayan


“Sonsuz Uyku”

Enstalasyon / metal, havalı plastik, kıyafet , peruk, keten iplik


9 Ekim 2011 Pazar

Bazı Şeyler

You are welcome! , 30x30 cm
ahşap üzerine yağlı boya, oil on wooden panel

Hangi Düşman ?

TRAGEDYAN, 2004

Sesler çıkartan, oraya buraya koşuşturup duran bir canlı türü. Yüzleri var, her tarafı oynuyor. Bir sürü biçime girebiliyor. Sayıları oldukça çok. Birlikte yaşıyorlar. Sürekli deviniyorlar. Sesleri arttıkça devinimleri de artıyor. Çevrelerindeki nesneleri inceliyor, bazılarını kullanıyorlar. Cansızları da canlıları da... Boşlukta yer kaplıyorlar, diğer nesneler gibi. Birbirlerine yaklaşıyor bazen de uzaklaşıyorlar. Bir araya geldiklerinde birlikte koşuşturuyorlar. Bazen duruyorlar. Durduklarında çevrelerine ve birbirlerine bakıyorlar. Karşılıklı durup birbirlerine baktıklarında ne yapacakları belli olmuyor. Birbirlerinin ya da diğer canlıların gövdelerinde bazen ölmelerine yol açan yaralar açabiliyor ya da diğerlerine yaşaması için gerekenleri sağlayabiliyorlar. Gövdelerini çeşitli nesnelerle çeşitli biçimlere sokuyor ya da öylece olduğu yere bırakıp devinimsizleşiyorlar. Aralarında soluk alıp vermek dışında hiç devinmeyenler de var. Bazılarının gövdeleri diğerlerinden değişik ya da örgenlerinin bazıları eksik. Onlar da aynı. Koşuşturuyor, sesler çıkartıyor, boşlukta yer kaplıyor... Hepsi de ölüyor. Ölmeden önce bazıları çiftleşiyor ve ürüyor. Yenileri çıkıyor ortalığa. Türleri devam ediyor.

Durmadan bir şeyler yapıyorlar. Yineliyorlar aynı şeyi. Birisi yinelemezse diğerleri öfkeleniyor. Yinelemeyene tepki gösteriyorlar. Önce sesleriyle sonra gövdeleriyle... Yinelemeyen de onlara uyana kadar uğraşıyorlar. Bu tepkinin sonucu kimi zaman ölümcül de olabiliyor. Uymamakta diretenin yaşaması neredeyse olanaksız. Uymayanların sayısı artarsa diğerleri de uymamaya başlıyor. Sonra hiçbiri uymuyor o ilk yapılana. Yeni bir şey buluyorlar, hepsinin de yineleyeceği. Yinelemeden duramıyorlar.

Sesleri ve yüzleri hep değişiyor. Sesleri ve yüzleri...

Tragedya,

bu sözcüğü yazdım ve durdum. Şiirden söz etmek istiyordum ve sanattan...

Şiir nedir? Sanat nedir? Bir yeniden yaratma mı? Güzel bir biçimde bir şey yapmak mı? Bilinmeyene yapılan bir yolculuk mu? Gerçeğe öykünme mi? Duygusal taşkınlık mı? İzlek mi? Yolda olmak mı? Eğlendiren, arıtan, eğiten bir şey mi? Bir biçim mi? Saltık tinin ürünü mü? Bilinçaltı duygu ve düşüncelerin ürünü mü yoksa? Nesnel gerçekliğin bilinçteki estetiksel yansıması mı? Gerçeği soyutlaştırmak mıdır? Bir gösterge mi?

Nedir şair? Nedir sanatçı? Bir yalvaç mı? Bir bilici mi? Bir öncü mü? Nasıl yaşar bu insanlar? Parasız pulsuz bir bohem mi yoksa iyi para kazanan bir kapitalist mi? Ödün vermez bir idealist mi yoksa? Kendince pisliğe bulaşmadan yoluna devam eden? Neden bu yolu seçmiştir? Ya da gerçekten seçmiş midir? Tarihte yer almak mı ister acaba? Ne ister gerçekten? İstediği için mi yapar yoksa yapmak zorunda olduğu için mi ister? Elinden başka bir şey gelmediği için mi yoksa? Her şey bahane mi acaba? Yoksa gerçeklik mi? Herhangi bir insanın yaptığından farklı mıdır yaptıkları? Nedir ki o fark? Herhangi bir insan değilse? İnsanın farkı nedir diğer varlıklardan? Var mıdır bir farkı? Bütün varlıklar farklı mıdır yoksa? O zaman farkın bir anlamı var mı? Farklı olmak önemli bir şey mi? Akıl mı delilik mi yoksa bütün bu yapılanlar? Bu da bir fark mıdır? Bir hastalık mı yoksa sanatçı ya da şair olmak? Toplumun atığı mıdır sanatçı? Atık olmak iyi bir şey mi yoksa kötü bir şey mi? Sanatçının ve şairin bir sorumluluğu var mı? Bu sorumluluğu hangi görevden dolayı var? Görevi kim verdi? Kendisi mi aldı üstüne yoksa? O zaman neden aldı?

Sorular bitmez. Yanıtı kimine göre şu kimine göre bu. Herkesin kendince bulduğu bir yanıt var.

Rimbaud, “Şiir bitti.”, diyeli 129 yıl geçmiş. Duchamp, “Sanat bitti.”, diyeli 87 yıl geçmiş.

Durdum.


Tragedyan...

Düzen onun tümörüdür. Kanseri anbean yaşar. Ancak yine de o yokmuş gibi davranır, varolduğunu bile bile... Varlığını onaylamak, kanseri var etmek olabilir. Yaptıklarına bir ad, bir tanım konulamaz. Ancak düzen bittiğinde konulabilir. O ad, o tanım bellidir.

Ölünce "ben" dediği yanılsama artık yoktur. Edimleri insan denen canlı türü varolduğu sürece varolur. Düzen sürüp gidebilir ya da bitebilir ya da düzen bitmeden önce yaşanılan gezegen yok olabilir... Avuntuyla yaşamaz. Kendisi de içeri her şey onun karşısındadır; onun kara güldürülü nesnesidir. Ağlamasa ya da gülmese yüzünün ayrımına varmaz. Belli olan gelecek olsun ya da olmasın, belli olanı yaşar. Olmadığını ya da olamayacağını bilerek...

O bellidir.

Bazı Şeyler web site

Ferzan Aktaş

Düşman.
Arkanda bekleyen, sessizce gülümseyen, görünmeyen sadece hissedilen...
Güzel güneşli bir günde seni sebepsiz dehşete düşüren, çıldırmanın eşiğinde hissettiren, aslında sadece kendinden gelen.

Kurban olmayi seçtiginde katilin olmayı zorunlu kabul eden, diğer yarındır düşman.

120x80 cm , tuval üzerine karışık teknik
mixed media on canvas 2009












100x180 cm , terror eror hapiness, tuval üzerine karışık teknik,
mixed media on canvas 2009



















Evrensel Ürüm (evros)

Budist bir rahip Cengiz Han'a;
"Lütfen bizim tapınağı yağmalama, içinde çok kadim kitaplar var" demişti.

Cengiz'in cevabi "benim okumam yok" olmuştu, sadece rahipten sevdiğine götürmek için bir sey istedi ve rahip bu isteğini hayatı pahasina gerçekleştirdi.

Cengiz o mabedi yağmalamadı. Ama dünyanın diger kalanını alt-üst etti.

Cengiz'in düsmanlari o çocukken yaratılmıştı, çünkü düşmanlar çocukken yaratılır.

Düşman bir sonra-yaratıdır, kesinlikle içkin haller dagıtma iddasında olsa da ebedi olamaz.

Ölümün varlık nedenleridir, düşmanın plastik ismidir öteki.

Azman istekleri ile insan, düşmansız işgal edemez, tahakküm kuramaz.
Bilginin, adaletin ve aşkın yokluğunda düşman var olacaktır.

Sizde olmayana sahiptir, elbetteki onda olmayan da sizde vardir..

"düşman"ınıza yakınlaşın, ondan çok sey öğreneceksiniz...



Kan Vanaları - Blood Vanes

140x100 cm, tuval üzerine yağlıboya ve matbaa mürekkebi, oil and print ink on canvas, 2010













evros web site

afiş/poster


<< Facebook Link